16 Kasım 2014 Pazar

Kalemin Ucu Açılmışken

   Halihazırda kalemimin ucu açılmışken daha gerçekçi manada laptopun şarjı bitmemişken söylemek istediklerim var ahali, kulak verin.
   Uzun zamandır sığ yaşanmışlıklar tecrübeledim, hayatıma dokunan güzel insanların sayısı ülkemdeki ağaçlar gibi tek tek azalıyordu nihayet hiç kalmadı.Gelişigüzel arkadaşlıklar, samimiyetsiz ilişkiler, soğuk muhabbetler hayatımın özeti oldu. Elbet benim de payım var herkes kadar fakat ben böyle olsun istemedim...
   Kitap okumayı bıraktım, yazmaktan vazgeçtim.Maddi kavramları manevi değerlere yeğledim; param kadar ilişkilerimi de harcadım, harcamak zorunda bırakıldım belki de. Empatim yerine ego savunma mekanizmam girdi devreye ve işin içinden çıkamıyorum artık.Bu bir yardım çığlığı değil, itirafımdır.
  Gençliğimin baharında ne oldu da bana geçimsiz, ruh hali betimsiz, kimseye güvenemeyen biri oldum? Ya hu, böyle yazınca da bir ergen belirdi gözümün önünde, yok canım meraklanmayın atlattım o çetrefilli yolları. Neyse hal vaziyet böyleyken gittikçe yalnızlaştığımı anlamışsınızdır ama hemen yalnızlık tanısı koymak ayıp olmadı mı dostlarım? Gelin denek olarak kendi yaşantımı kullanarak yalnız mı yoksa bilinçli/bilinçsiz tek başına mı olduğumuzu inceleyelim.
  İlk önce belirtmeliyim narsist insanlardan herkes kadar ben de nefret ederim. İnsanın istemediği ot burnunun dibinde biter imiş ya benimki de o misal. Özellikle narsist insanları mıknatıs gibi çekiyorum, at kurtul demek kolay , bekara koca boşamak kolay. :) Bu insanlar genellikle aynı çatı altında yaşadığım insanlar olduğu için hemen öyle kurtulmak olmuyor. Aynı çatı altında derken ailemden bahsetmiyorum, çok sevgili ''roommate''lerimden bahsediyorum. Burnu yere düşse eğilip almayacak insanlar benim yaşantımda bolca mevcut. İnsan ilişkilerinde fedakarlık kelimesinden bihaber, dünyayı parmak uçlarındaymışçasına umarsız yaşayanlar, çevrelerindeki herkesin davranışlarının onların arzularına göre biçimlenmesini bekleyen şımarık çocuklar! Anlatırken bile sinirlerim geriliveriyor. Baba ocağından yeni ayrılmışken ilk senemde böyle bir insan tanımak benim için acı fakat dünyaya karşı daha ayık olmamı sağlayan bir yaşanmışlıktı. Adını X verdiğim bu narsist ile çok acayip bir biçimde en yakın arkadaşım olduğunu sandığım 2 ay geçirdim. Egoist söylemlerini ilk başta şaka olarak adlandırıp gülüp geçsem de zamanla durumun ciddiyetini kavramamla hayata küsmem bir oldu. 2 ay içerisinde aşırı hızlı ilerleyen arkadaşlığımıza anlam veremesem de arkadaşım olmasından ötürü mutluydum ta ki maskeler düşene dek. Arkadaşa narsist demek küçümsemek kalır daha doğru tanı için buyrun: http://tr.wikipedia.org/wiki/Histrionik_ki%C5%9Filik_bozuklu%C4%9Fu
Eğer sizin de bu belirtileri gösteren yakınlarınız varsa doktorculuk oynamak yerine lütfen onu uzmana yönlendirin. Bu sizin aşabileceğiniz bir engel değil. Tedaviyi reddetmesi, tecrübesizliğim, odada yaşanan mahalle kavgalarını kaldıramam sudan yeni çıkmış balık olan beni büyük yıkımlara götürdü. Eğer sorunlu ilişkiler deneyimlemişseniz kendinizi sorunlu hissedersiniz.1 sene boyunca ne yazık ki ben de bu histen kurtaramadım kendimi.
Öğrenci milleti iyi bilir üniversite de ilk senenin ne manaya geldiğini o yüzden inciğiyle boncuğuyla anlatmak yerine kabataslak geçiyorum bunları.Sütten ağzım yandı ya bir kere bundan sonra her insana temkinli yaklaştım, insanların ikinci bir sureti olduğu düşüncesinden kurtulamadım. Siz yine de bu anlattıklarımdan benim pesimist, can sıkıcı, üzgün ve darmadağın olduğum varsayımını çıkartmayın. Yapım gereği her daim pozitif, güleç, kikirik olduğum için bu yaşananları yaşadığım süre boyunca üstüne perde çekip yaşamaya devam etmiştim, ancak şimdi kaldırıyorum o perdeyi, üstünü inceden kaplamış tozları üfleyip sizlere sunuyorum.
Kabuğuma çekilmedim, kalın duvarlar örmedim sadece temkinli davrandım.Bu temkin bile insanları benden itti sanırım.Birçok sevdiğim arkadaşım oldu üniversitede buna rağmen öyle böyle kanımın kaynadığı tüm sırlarımı döküp anlatacağım kimsem olmadı sonra da şehir değiştirdim zaten.
Her şeyi sil, baştan yaz!
Yine güvendim yine olmadı.
Sonra yine narsistin biri oda arkadaşım oluverdi!
Şimdi 2. sınıfı yarılamışken adam akıllı tek bir dostum yok (yıllar boyunca sevgisini içimde hissettiğim çocukluk arkadaşımı ve erkek arkadaşımı ayrı tutuyorum.)Arkadaşlarımın ise haddi hesabı yok. Herkesle muhabbetim var çoğunu gerçekten seviyorum, dünya iyisiler fakat derdim olsa anlatamam, sırrım olsa paylaşamam. Her gün takıldığım, kafelerde oturup kahve içtiğim, sinemaya gittiğim arkadaşlarım var. Günlük duygu ve düşüncelerimi onlarla paylaşabilirim. Birlikteyken çok eğlendiğim, karnım ağrıyana dek güldüğüm insanlarla bir gün olsun oturup ağlayamamak üzüyor beni.Bence dostluk denilen şey sırrının mezara dek sürmesi ve birlikte oturup ağlayabilmektir.
İşte ben bana güven hissini bu derece verebilen insan ile tanışmadığım için tek olmayı yeğliyorum.

Peki ben neyim yalnız bir balık mı, tek başına bir kedi mi?

Yalnızlık vs. Tek Başınalık

*Yalnızlık ve tekbaşınalık arasındaki derin farka bakmak isteyen olursa: Osho-Aşk Özgürlük Tekbaşınalık kitabını bir solukta okuyabilir, benim için sakınca yok. :)

Yalnızlığı ve tekbaşınalığı sözlüğümsü tanımlara girmeden anlatacak olursam;

1- X kişisiyle arkadaşlığımızın bozguna uğramasından dolayı tek olmam yalnızlıktır,
2- X kişisi dolayısıyla insanlara temkinli yaklaşıp, kendimi geri çekmem tek başınalıktır.


Büyük bir gururla 'yalnızlıktan bilinçli tekbaşınalığa transfer olmuş insan' diyebilirim kendime.

Şimdi sıra sizde!

Yaşantınızı gözlerinizin önüne serin yalnız mı yoksa tekbaşına mı olduğunuzu analiz edin.
Cevaplarınızı bizlerle paylaşmaktan lütfen çekinmeyin.

İyi günler! xoxox

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder