16 Kasım 2014 Pazar
Yazmak üzerine...
Vizeler bitmiş, keyifler çakır.
Bu haftasonu bilmem neden hiç dışarı çıkmadım.Randevularımı hep hafta içine verdiğimden hafta sonum ayazda kaldı. Gezmek, dolaşmak, alışveriş yapmak için güzel bir fırsat geldi elime, ben onu teptim.Olsun, pişman mıyım?-Asla.
Ne zamandır yazı yazmayı bırakmıştım, içimden bir ses beni bu yönde dürtüyordu.Ben de dürtülerime kulak verdim günlük tuttum, blog açtım bol bol yazdım, yazdıkça açıldım, açıldıkça daha da sarıldım yazmaya. Ne mutlu bi kısır döngü bu canım evren! Hayatımın her evresini yazarak geçirmiş olmaktan haz duyuyorum. Elbet edebiyatsal değer taşımıyor ancak ruhumdaki zehir ve panzehir yansıyor satırlarıma. Arınıyorum. Zihnim ve yüreğim berraklaşıyor. Benim terapim bu. Dostlara nacizane önerim eğer yazmayı seviyorsanız sakın ha bu eylemi aksatmayın şayet sevmiyorsanız bir an önce ısınma turlarına başlayın ki aşkınız alevlensin.Bir de benim kadar unutkan bir insansanız bu yazıyı okuduktan sonra lütfen elinize kağıt kalem alın ve abanın kelimelere!
Yazmayı sevmeyen bir insan elini kaleme nasıl alıştırabilir?
Uyarmam gereken bir konu var; az sonra size anlatacaklarım hiçbir bilimsel gerçeklik taşımamakta olup (bilmiyorum belki de taşıyordur araştırmadım.) tamamen bireysel deneyimlerle elde edilmiştir.
*Yazma eylemi ile aranızda sıcak münasebetler kurmaya küçük küçük notlarla başlayın.Örnek; sevgilinizi mutlu edecek notları evin belli bölümlerine asın.
*Alışverişe çıkmadan önce ihtiyaç listenizi oluşturun. Böylece gözlerinizi kamaştıran aslında ihtiyacınız olmayan ürünlere yönelmez, almanız gerekenleri alırsınız.
*Ertesi gün için yapmanız gerekenler varsa bunları sıralayın, öncelik sırasına göre zamanlayın.Örneğin; çocuğunuzun veli toplantısını saatine kadar not edin.
*Bir önceki maddeyi bir aya da yayabilirsiniz, bir yıla da.Örnek; Okumanız gereken kitapları, mali bütçenizin sizi ne kadar idare edebileceğini yazın, harcamalarınızda daha dikkatli olmanızı sağlar.(öğrenci arkadaşlara kıyağım olsun).
*Unutkan bir insansanız ve unutmamanız gereken bir durum varsa yanınızda not defteri taşıyın.Yaptığınız eylemlerin önüne tik atın, yapamadıklarınıza eksi işareti koyun.
*Seyahat ederken fotoğraf makinenizin yanına bir de defter ekleyin. Görsellik harikadır fakat her anınız objektiflere yansımayabilir.Gördüğünüz yerleri, neler hissettiğinizi, o anda deklanşöre basamayıp fotoğraflamak isteyip de yapamadığınız anıları yazın.Fotoğraflarınızın arkasına yazma fikri de bir hayli nostaljik olur! :))
*Gün içinde sizi heyecanlandıran, üzen, sevindiren,kızdıran olayları günlüğünüze yazın.Aradan belli bir zaman geçtiğinde kendinizi eleştirmeye, doğru ve yanlışlarınızla ilgili farkındalık kazanmaya başlarsınız.Güzel anılarınızı torunlarınıza okuma şansını bile elde edebilirsiniz.Hatta daha büyük düşünün; binlerce yıl sonra gelecek nesil tarafından bir kazıda bulunursa çok değerli bir kaynak olarak addedilir, adınız yaşar kim bilir? :)))
*Yumuşak başlı insanların katı ve otoriter insanlara göre kırılması daha kolaydır.Eğer sizin de yumuşak bir mizacınız varsa örneğin insanlara hayır demekte zorlanıyor, insan ilişkilerinde sınırlarınızı çizemediğinizden yakınıyor, prensipleriniz hayata geçmiyorsa kişisel manifestonuzu hazırlamaya başlayın! Sınırlarınızı belirlemek sizi mutlu ve güçlü kılar, anlık boşluklara düşmek yerine kararlı adımlarla ilerlemenizi sağlayacaktır.
Bu da benim mini manifestom;
*Asla ama asla ilişkilerinde hızlı adımlar atma,
*İnsanları değerlendirirken bir kaplumbağa kadar yavaş ol.
*Hayatına güvenilir insanlar girene kadar tekbaşına olmaktan vazgeçme!
Sizin de manifestonuz varsa benimle paylaşmaktan çekinmeyin,iyi akşamlar xoxox
---eğer yazımı diğer insanlarla paylaşacak kadar değerli gördüyseniz kaynak belirterek yayımlayabilirsiniz---
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder